Paylaş

Wadi Rum’dan sabah kahvaltı sonrası ayrıldık. Kendi halkına 1 jd olan otobüs turistlere 7 jd. Aslında 3-4 kişi olursa taxi ile gitmek çok daha mantıklı. Taxi 25 jd pazarlıkla 20’ye dahi bulunabilir.

Wadi Musa’ya öğle saatlerinde geldik  otelimize yerleştik. Musa Spring  otelde duş yemek vs.’den sonra Petra antik kentine indik. Biletlerimizi iki günlük aldık. Bir kişi 55 jd yanlış değil ortalama 5 ile çarparsanız 250 tl Petra antik kentine giriş ücreti. Eee dünyada bir tane diye ödedik tabii ki. Fakat bazı turistlerden öğrendiğimiz kadarı ile 2 jd vererek taxi ile Um Sayhun köyüne giderseniz oradan bedava girebilirsiniz. Tüm bedeviler satış vs. yapmak için yürüyerek geçiyorlar gayet kolay toprak patika bir yol ve biz ordayken hiç bir kontrol yoktu. Eğer telefonunuzda Maps.me yüklü ise internet olmadan tüm patikaları rahatlıkla zaten görürsünüz. Ben bileti aldıktan sonra köye gittim gayet rahat bulursunuz.

 

Petra antik kentine güneş batmak üzereyken hızlıca  indik.1.5 km lik bir yürüyüş yolu var fakat hava sıcak olmadığı için sorun olmadı. Yol boyunca bedevi çocuklar ve adamlar sürekli sizi ata bindirmek veya başka şeyler satmak için rahatsız edecekler. Kesinlikle hiç birini kullanmayın. Yürüyüş çok rahat.1.5 km lik toprak yolu bitirdikten sonra antik şehir başlıyor. Dar ince uzun bir kanyona giriyorsunuz birazda bu yüzden burası yüzyıllarca saklı kalmış. Ta ki 1812 yılında bir İsviçre’li gezgin ! bulana kadar. Dar kanyonlardan geçtikten sonra karşımıza çıkan Petra’nın en meşhur tapınağına geldik.Burası içerisinde kral mezarlarının olduğu El-hazne.

 

Burada da turistten çok bedevi satıcılar var.Verdiğimiz parayı bu ülke hiç hakketmiyor. O yüzdendir ki diğer girişi ısrarla öneriyorum. İlk tapınak Al -Khazneh.

Tabii ki ilk tarihi eser bu değil bundan önce su yapılarını ve birçok mezarı geçerek geliyorsunuz. Tüm vadi boyunca sağ ve sol taraflarda şehre su taşımak için üzeri kapalı kanallar var. Şehrin M.Ö  4. yıllarında yapıldığını düşünürsek hiç fena sayılmaz. Bu tapınaktan aşağıya doğru yine ince bir vadiden geçerek gidiyorsunuz. Biz burdan sonrasını ertesi güne bıraktık. Çünkü vakit yeterli değildi.

Tabii ki güneş varken yürümek dün akşam ki kadar rahat değil. Sabah saat 9 da başlamamıza rağmen güneş kavuruyor. El-hazne mezarından aşağı doğru dar bir vadiden indikten sonra  şehir  yerleşkesibaşlıyor. Aslında gerçekten çok büyük toplam 100.000 dönümlük bir alan. Etrafta her yer ana kayalara oyularak yapılmış. Yürüyüş yolu boyunca kafe ve tuvaletler var. En güzel yapı tiyatro.

Tiyatroyu da geçtikten sonra büyük tapınak ve hamamların oraya geliyorsunuz. Saat tam bir güneş tepede ve bir tek gölge yer yok. Tek çare hemen aşağıdaki sağ tarafta bulunan lüx restoranta kapağı atıyoruz. Soldaki daha ucuz gibi dursada yanından bile geçmeyin derim. Crown Hotel’in  işlettiği Basin Restaurant inanılmaz büyük ağaçların altında harika serin ve fiyatlarıda çok uygun. Öğle servisinde nefis açık büfe salataları ve harika kahveleri var. Ve klimalı ortama hayır demezseniz içerisi buz gibi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here